Türkiye Gıda İhracatçıları Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamülleri Sektörünün dönemsel yayını tgigündem dergisi-Melih Şahinöz röportajı

1-Türkiye gıda sanayisinin otel, restoran ve kafe kanallarına yönelik sunduğu zengin ürün çeşitliliği ve esnek üretim kabiliyeti, uluslararası operasyon yürüten profesyonel alıcılar için ne tür operasyonel avantajlar sağlıyor?


Türkiye’nin geniş tarımsal üretim tabanı sayesinde ev dışı tüketim noktaları alıcılarına güçlü bir değer önerisi sunabiliyor. Ülkemizi ziyaret eden ve otel, restoran ve kafelerde ağırladığımız yabancı misafirlerin yedikleri, içtikleri, kullandıkları her türlü gıda ürününden memnun kaldıkları zaman bu Türk tarımı ve gıda sanayii için bir ihracat fırsatı yaratmaktadır. Yani EDT kanallarındaki sunulan gıdalar ihracatı direkt olarak arttırıcı etki yapmaktadır.
Türkiye Avrupa ile kıyaslandığı zaman gıda sektöründe birçok ürün grubunda daha avantajlı fiyat sağlıyor ve yüksek kalite sunuyor. Bu denge uluslararası operasyon yürüten profesyonel alıcılar işini çok kolaylaştırıyor. Diğer maliyet avantajı sağlayan ülkelere göre altyapımız, sertifikasyonlarımız ve lojistik avantajlarımız ile her bakımdan ülke olarak öne çıkıyoruz.
Zengin kaynaklı üretim yapımız; gıda paketleme ve ambalaj sanayinde yüksek standartlar taleplere hızlı yanıt verebilmemizi sağlıyor. Mevsimsel dalgalanmalara uyum kabiliyetimiz de alıcılara önemli bir öngörülebilirlik kazandırıyor.


2.Türkiye’nin sanayi altyapısı, sıfır hata payıyla çalışan bu noktaların ihtiyaç duyduğu kalite standardizasyonunu nasıl garanti altına alıyor?
Türkiye gıda sanayii 2000’li yıllardan itibaren yüksek üretim standartlarını yakalamıştır. Bugün itibarı ile ISO 22000, FSSC 22000, BRC, IFS ve HACCP gibi uluslararası standartlar ülkemizin her yanında yaygın bir şekilde hayata geçmiş ve düzenli denetimler ile her geçen gün sürdürülmektedir.
Kamu tarafında ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ortaya koyduğu güçlü irade, denetim sistemi ve AB mevzuatına uyum da gösterilen disiplin, bu standartların sürdürülebilmesinde önemli bir güven unsuru oluşturmaktadır.
İlave olarak dijitalizasyon ve yapay zekanın sağladığı imkanlar ile gerçekleştirilen analizler ve ürünün tarladan çatala takibi imkânı bu kalite standardındaki tutarlılığı arttırmaktadır.


Bugün ev dışı tüketim sektörü içerisinde bulunan oteller, restoranlar ve kafeler kurulan bu sistemler ile kalite konusunda sıfır tolerans ile tedarik yapmaktadır. Bu nedenle Türkiye’deki üretim altyapısının bu beklentiyi karşılayacak seviyeye gelmiş olması çok kritik bir avantajdır.


3.Otel ve restoran zincirleri için kritik önem taşıyan gıda güvenliği, izlenebilirlik ve uluslararası sertifikasyon konularında Türk tedarikçilerin sahip olduğu teknik birikim, küresel rekabette Türkiye’yi nasıl bir konuma yerleştiriyor?
Türkiye’yi ziyaret eden yabancı misafirlerin ülkemizde yiyip içtiklerinden emin olmaları yani gıda güvenliği konusundan şüphe duymamaları Türkiye’yi dünya ülkeleri içerisinde farklılaştıracaktır. Bu Türkiye’yi güvenilirlik ve sistem uyumuyla da öne çıkan bir ülke haline getiriyor.
Mevzuat olarak BRC, IFS ve FSSC 22000 gibi bilinen standartlara sahip üreticilerimiz ve bunlara ek olarak helal, organik ve coğrafi işaretli ürünlerde de sertifikasyon yapımız güvenli bir duruma gelmiştir. Tüm bunlar ülkemizi sürdürülebilir ve izlenebilir güvenilir gıda üretiminde öne çıkarıyor.
Bu yapıyı tamamlayan önemli bir unsurun da ETÜDER olarak geliştirdiğimiz Güvenilir Tedarikçi Programı olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bu sertifika ile ev dışı tüketim kanalına özel olarak gıda güvenliği, izlenebilirlik ve operasyonel disiplin gibi başlıkları daha bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz. Böylece uluslararası sertifikasyonların ötesine geçerek, sektörün gerçek ihtiyaçlarına karşılık veren uygulama bazlı bir güven katmanı oluşturuyoruz.
Bu çok katmanlı yapı sayesinde Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerinde sadece uyum sağlayan değil, aynı zamanda güven standardını yükselten bir çözüm ortağı olarak konumlandığını düşünüyorum.


  1. Küresel gıda zincirlerinde yaşanan jeopolitik ve iklimsel risklere rağmen, Türkiye’nin kurum mutfakları ve toplu tüketim kanalları için sunduğu kesintisiz tedarik ve ürün sürekliliği vaadi yabancı alıcılar için ne ifade ediyor?
    Bu soruyu çok çok önemli ve değerli buluyorum.
    2020’den bu yana gördük ki küresel gıda tedarik zincirleri; pandemi, daha sonra Ukrayna-Rusya savaşı, iklim şokları, Ortadoğu’da yaşanan savaşlar ve son dönem de Hürmüz Boğazı gerginliği gibi peş peşe gelen kırılganlıklarla sarsılmıştır. Tüm bu yaşananlara rağmen Türkiye de tedariğin sürekliliği kesintisiz ve istikrarlı bir şekilde devam etmiştir. Bu manada Türk gıda sanayicisine ve bu sürekliliği sağlanmasında emeği geçen herekse bu vesile ile şükranlarımı sunmak isterim.
    Sürdürülebilir üretim ve güvenilir gıda üretimine sahip olmamız lojistik avantaj ile birleşince , uluslararası alıcıların stok günlerini daha rahat yönettiği ve tedarik sürelerini kısaltan bir konumdayız.
    Türkiye’nin gümrük birliği anlaşmaları çerçevesinde Avrupalı alıcılara sunduğu kolaylıkları ve serbest ticaret bölgesi avantajları, ülkeyi bölgesel bir dağıtım merkezi olarak konumlandırıyor. Aynı zamanda Asyalı ve Afrikalı alıcılar içinde ülkemiz önemli maliyet ve yüksek standart sunan bir konuma gelmiştir.
    Bu şekilde uzak kaynaklara bağımlılıktan doğan stok yönetimi riskinin azaltılması ve kurumsal tedarik birimlerinin iş sürekliliği planlarında Türkiye’yi birincil tedarikçi olarak konumlandırmasını rasyonalize edebilen bir ülke durumundayız.
  2. Bölgesel bir yatırım ve ortaklık köprüsü olarak Türkiye, lojistik avantajları ve nitelikli iş gücüyle yabancı profesyonellere ne tür iş birliği fırsatları sunmaktadır?
    Türkiye gıda alanında yabancı yatırımcılar ve iş ortakları açısından ideal bir ülke konumuna gelmiştir. Yalnızca bir kaynak ülke olmanın ötesinde, barış dengesini koruyan, üretim güvenliğini sağlayan ve lojistik avantajlar sunan bölgesel operasyonlar için mükemmel bir coğrafi konumdadır.
    Ayrıca Türkiye’nin genç ve teknik alanda eğitim almış iş gücü profili, gıda sektöründe faaliyet gösteren yabancı yatırımcılar açısından önemli bir avantaj sunmaktadır.
    Birden fazla ülkede operasyon yürüten büyük gruplar için ülkemiz konsolidasyona dayalı lojistik çözümler ve ayrıca önemli maliyet avantajları yaratabilmektedir. Bu yapı, yabancı yatırımcıları için de Türkiye’yi cazip bir operasyonel ortak ülke haline getirmektedir.

  1. ETÜDER’in kurucu paydaşları arasında yer aldığı Foodist İstanbul, Türkiye gıda sanayisinin uluslararası vitrine çıkması açısından nasıl bir rol üstlenecek?
    Türkiye gıda sektörünün tüm paydaşlarını tek bir vizyonda birleştiren Foodist İstanbul, 1ü-4 Eylül 2026 tarihlerinde küresel ticaretin merkez üssü olmaya hazırlanıyor. “Dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri olma” hedefiyle yola çıktık ve ülkemiz için böyle bir rol üstleneceğiz.
    Bildiğiniz gibi fuarlar artık yalnızca ürün sergileme alanları değil; iş birliklerinin kurulduğu, karar vericilerin buluştuğu ve yeni ticaret ağlarının şekillendiği kritik networking platformları. İstanbul ise bu etkileşimi en üst seviyeye taşıyabilecek eşsiz bir buluşma noktası sunuyor. Avrupa ile Asya’yı birleştiren stratejik konumu, uluslararası erişim kolaylığı, güçlü turizm altyapısı ve dinamik iş yapma kültürüyle şehir, farklı coğrafyalardan gelen profesyonelleri doğal bir şekilde bir araya getiriyor. Aynı zamanda zengin gastronomi kültürü ve tarihi derinliği, iş ilişkilerinin sadece fuar alanıyla sınırlı kalmayıp şehir geneline yayılan daha güçlü ve kalıcı bağlara dönüşmesini sağlıyor. İstanbul, sunduğu bu çok katmanlı deneyim sayesinde, yalnızca bir etkinlik lokasyonu değil; iş birliklerinin doğduğu, geliştiği ve sürdürülebilir hale geldiği bir küresel temas merkezi olarak öne çıkıyor.
    Foodist sırasında düzenlenecek paneller, B2B eşleştirme programları ve tematik networking buluşmaları; firmalar arasında yalnızca kısa vadeli ticari ilişkiler değil, uzun soluklu ve sürdürülebilir iş birliklerinin kurulmasını destekliyor. Dolayısı ile fuar farklı coğrafyalardan gelen sektör profesyonelleri arasında bilgi akışını hızlandıran, ortaklıkları tetikleyen ve güven inşa eden bir temas ekosistemi sunuyor.
    Katılımcılar, global markalarla aynı zeminde yer alarak görünürlüklerini artırırken, aynı zamanda sektörün farklı halkalarıyla doğrudan etkileşim kurarak yeni pazarlara açılma fırsatı yakalıyor. Bu yapı, rekabetten ziyade bağlantı, iş birliği ve sinerji üzerinden değer üreten bir ortam oluşturuyor.
    Bu bütüncül yaklaşımıyla Foodist İstanbul, Türkiye’nin üretim gücünü dünya ile buluşturan bir vitrinden çok daha fazlası; uluslararası ticaretin, iş birliklerinin ve stratejik ortaklıkların doğduğu güçlü bir temas noktası rolü ile öne çıkıyor. Bu doğrultuda, Foodist İstanbul’un Türkiye’yi gıda üretimi ve lojistiğinde dünyanın merkez oyuncularından biri haline taşıyacağına inanıyorum.
  2. Foodist İstanbul gibi platformların, yabancı otel ve restoran yatırımcılarının Türkiye’deki üretim gücüyle doğrudan temas kurmasındaki stratejik önemi nedir?
    Uluslararası ticaretin hızla dijitalleştiği bir dönemde dahi, yüz yüze temas ve fiziksel ürün deneyimi; özellikle uzun vadeli ve yüksek hacimli tedarik ilişkilerinde belirleyici olmaya devam edecektir. Bu nedenle Foodist İstanbul yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, güvenin inşa edileceği, iş ilişkilerinin temellendirileceği ve güçlü networking ağlarının kurulacağı stratejik temas noktası olarak öne çıkacaktır.
    İstanbul’un toplam 6.5milyar nüfüsu barındıran Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasındaki kesişme kümesindeki benzersiz konumu; jeopolitik nedenlerden dolayı küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Foodist’i yalnızca bir fuar değil, üç kıtayı birbirine bağlayan stratejik bir ticaret ve iş geliştirme platformuna dönüştürmektedir.
    Öte yandan Foodist İstanbul kapsamında gerçekleştirilecek konferanslar, paneller ve sektörel sunumlar; Türkiye gıda sanayisinin mevcut dinamikleri, ihracat altyapısı ve yatırım ortamı hakkında doğrudan ve güvenilir bilgi akışı sağlayacak ve bu içerik ve etkileşim ortamı, özellikle Türkiye’de ilk kez iş geliştirmeyi düşünen yabancı yatırımcılar için belirsizlikleri azaltacak, karar alma süreçlerini hızlandıracak ve stratejik iş birliklerinin önünü açan önemli bir katma değer yaratacaktır.
    Foodist İstanbul bu yapısıyla, yabancı otel ve restoran yatırımcılarının Türkiye’nin üretim gücüyle yalnızca temas kuracağı değil, aynı zamanda güçlü ve sürdürülebilir iş ağları geliştireceği bir platform olarak konumlanacak ve fuar uluslararası iş birliklerinin doğacağı ve derinleşeceği bir networking ekosistemi oluşturacaktır.