Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ile ilgili Etüder Açıklaması….

Gıda israfı bugün yalnızca ekonomik değil; çevresel, sosyal ve etik boyutları olan küresel bir mesele olmakla birlikte Türkiye açısından da stratejik öneme sahip bir konu. Bu doğrultuda son günlerde kamuoyunda sıkça tartışılan iki kavramın doğru anlaşılması kritik önem taşıyor:

“Son Tüketim Tarihi” ve “Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi”.

Gıda ambalajlarında yer alan Son Tüketim Tarihi (STT) ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) kavramları hem gıda güvenilirliği hem de gıda israfının önlenmesi açısından hayati bir fark arz etmektedir. Kamuoyunda sıkça karıştırılan bu iki terim, esasen farklı amaçlara hizmet etmektedir.

Son Tüketim Tarihi (STT): Gıda Güvenliği Önceliğidir

  • Kapsam: Et, balık ve süt ürünleri gibi mikrobiyolojik açıdan kolayca bozulabilen ve bozulduğunda insan sağlığı için risk oluşturabilecek gıdalarda kullanılır.
  • Kritik Uyarı: STT, doğrudan gıda güvenliğini ifade eder. Bu tarihi geçmiş ürünler “güvenilir olmayan gıda” olarak kabul edilir; bu ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi ve satışa sunulmaması gerekmektedir.

Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT): Kalite Standartları ve Esneklik

  • Kapsam: Çay, kahve, sıvı yağ, makarna, bakliyat (mercimek, nohut, pirinç) ve tuz gibi kuru gıdalarda kullanılan bir kalite göstergesidir.
  • Kullanım Koşulları: TETT, ürünün uygun koşullarda saklanması durumunda tat, koku ve aroma gibi özelliklerini en iyi şekilde koruduğu süreyi belirtir. Ürünün ambalaj bütünlüğü korunmuşsa, uygun koşullarda muhafaza edilmişse ve herhangi bir bozulma belirtisi (koku, görünüş değişikliği vb.) göstermiyorsa, TETT geçtikten sonra da tüketilmesi insan sağlığı açısından doğrudan bir risk oluşturmaz.

Gıda İsrafı ile Mücadele ve Sürdürülebilirlik STT ve TETT arasındaki farkın net bilinmemesi, tüketicilerin hala tüketilebilir durumdaki gıdaları çöpe atmasına ve ciddi bir gıda israfına neden olmaktadır. Gıda israfının azaltılması sadece ekonomik bir kazanç değil; su, enerji ve tarımsal kaynakların korunması açısından da stratejik bir öneme sahiptir.

Türkiye’deki gıda mevzuatı (5996 sayılı Kanun ve Türk Gıda Kodeksi) doğrultusunda belirlenen bu tarihleme sistemleri, hem tüketici sağlığını korumayı hem de kaynakların verimli kullanılmasını hedeflemektedir. Gıda israfını azaltacak ve insan sağlığını koruyacak dengeli bir sistemin sürdürülmesi ortak sorumluluğumuzdur. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımızın belirlediği uygulamalarını destekliyoruz.