Yönetim Kurulu Başkanından
ETÜDER olarak 20 yıldır sektörümüzü tek çatı altında temsil ederek ülke ekonomisine katkı ve katma değer yaratmaya gayret ediyoruz. Gıdanın insanlık tarihinin başlangıcından itibaren hayatın devamlılığı için stratejik önemi olduğunda artık herkes hemfikir. Biz, tedarikçiler olarak 85 milyon nüfusumuza her gün güvenli gıdalar sağlamak ve tüketiciye bu ürünleri ulaştırabilmek için var gücümüzle çalışıyoruz.
Sektörümüzün Gündemi Ülkemizden Farklı Değil
Türkiye’de önemli bir parçası olduğumuz gıda eko sisteminin son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini görüyoruz. Özellikle perakende gıda sektöründe indirim marketi (hard discount) modelinin, fiyat odaklı tüketici davranışının güçlenmesiyle birlikte sektörün en baskın yapılarından biri haline geldiğine şahit oluyoruz. Yüksek enflasyon, düşen reel ücretler ve tüketicinin fiyat hassasiyetinin artması; düşük maliyetli, sınırlı ürün çeşitliliğine sahip ve özel markalı (private label) ağırlıklı bir modeli daha güçlü hale getirdi.
Önümüzdeki Dönemden Beklentiler
Bununla birlikte sektörün geleceği yalnızca düşük fiyat rekabetinden ibaret görünmüyor. Taze ürün, hazır yemek, deneyim odaklı mağazacılık ve güçlü tedarik zinciri yönetimi gibi alanlarda farklı iş modellerinin önemini koruyacağı öngörülüyor. Etüder açısından bu dönüşüm; özel markalı (private label) üretiminin büyümesi, lojistik ve soğuk zincir yatırımlarının stratejik hale gelmesi, operasyonel verimlilik ihtiyacının artması ve değişen tüketici alışkanlıklarının yakından takip edilmesi açısından önemli mesajlar içeriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek temel unsurun “her alanda var olmak” değil, tüketiciye hangi ihtiyacı karşıladığını net biçimde sunabilmek olacağını düşünüyorum.
Genel olarak üye tedarikçilerimizin çoğu geçmişten bugüne birçok ekonomik ve sosyal türbülans tecrübeleriyle dayanıklılık geliştirmiş durumda. Her zaman olduğu gibi tüm üyelerimizle çevik ve itidalli bir yönetim anlayışıyla bu dönemi de atlatacağımızı temenni ediyorum.
Melih Şahinöz
ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı
Haziran Ayı Temel Gündem Maddeleri
| Bu Ayki Bültenimizde Öne Çıkan Başlıklar • Tüketici Güven Endeksi mayıs ayında 85,8’e yükseldi — Nisan’ın üzerinde ancak iyimserlik eşiği olan 100’ün altında • Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) mayıs ayında yıllık %32,37 ve aylık %4,18 arttı • İran-ABD savaşının küresel gıda ve enerji sistemlerine etkileri derinleşiyor • Türkiye’de hane yapısı hızla dönüşüyor: Ortalama hane büyüklüğü 3,08’e geriledi • Son Tüketim Tarihi ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi: Kamuoyunda doğru bilgi ihtiyacı • Üyelerimizden haberler: La Lorraine, Bahçıvan, Barilla ve Türkiye’nin bal üretim gücü |
Ekonomik Göstergeler
Tüketici Güven Endeksi Mayıs 2026: 85,8
TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliği ile yürütülen tüketici eğilim anketinin mayıs ayı sonuçları açıklandı. Nisan ayında 85,5 olan tüketici güven endeksi, mayıs ayında %0,3 oranında artarak 85,8 oldu.
| Endeksi Nasıl Okumalıyız? Tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. • 100’ün üzeri → Tüketici güveninde iyimser durum • 100’ün altı → Tüketici güveninde kötümser durum Mayıs 2026 değeri olan 85,8; tüketicilerin temkinli ve fiyat hassas tutumunu koruduğuna işaret etmektedir. Nisan’a göre hafif iyileşme olsa da eşiğin belirgin biçimde altında kalmak, tüketim harcamalarında ihtiyatlı tablonun devam ettiğini ortaya koymaktadır. |
Sektörümüz açısından bu veri; tüketicinin harcama kararlarında fiyat hassasiyetinin belirleyici olmayı sürdüreceğini, fiyat performans (value-for-money) tekliflerinin öne çıkacağını ve menü mühendisliği ile operasyonel verimliliğin stratejik öncelik olmaya devam edeceğini teyit etmektedir.
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %32,37 arttı, aylık %4,18 arttı
TÜFE’deki (2025=100) değişim 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre %4,18 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre %14,64 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,37 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %32,43 artış olarak gerçekleşti.

Jeopolitik Gündem: İran-ABD Savaşının Gıda Sistemine Etkileri
Bölgemizde yaşanan İran-ABD savaşının devam etmesi, küresel gıda lojistiğinin kırılganlığını bir kez daha gündeme taşıdı. Kriz süresince özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kesintiler, küresel ticaret ve gıda arz zincirlerinde ciddi aksamalara yol açtı.
| Hürmüz Boğazı Krizi: Temel Veriler • Tanker trafiğinde %90’ın üzerinde azalma gerçekleşti • Enerji ve gübre tedarikinde ani şoklar yaşandı • Tarımsal üretim maliyetleri doğrudan etkilendi • Küresel ölçekte enerji ve gübre fiyatlarındaki artış, gıda üretiminin temel girdilerini baskı altına aldı |
Gıda Zincirinde Öne Çıkan 5 Kritik Risk
- Gübre kullanımındaki hızlı düşüş ve tarımsal verimlilik üzerindeki baskı
- Çiftçi borçlarının artması ve üretim planlamasının zorlaşması
- Büyük ihracatçı ülkelerde üretim daralması
- Enerji fiyatlarındaki oynaklığın gıda fiyatlarına zincirleme yansıması
- İthalata bağımlılığın artışı ve tedarik zinciri kırılganlığı
Ulusal Stratejiler Yeniden Değerlendiriliyor
Uzmanlara göre mevcut “tam zamanında tedarik” (just-in-time) yaklaşımı bu tür şoklar karşısında yetersiz kalmaktadır. Bunun yerine daha dayanıklı, esnek ve yerli üretimi destekleyen sistemlerin geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Risk yönetimi, tedarik zinciri çeşitlendirmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarına yatırım yapılması kritik önem kazanmaktadır.
| ⚠ Kısa Vadeli Riskler Hürmüz kaynaklı lojistik aksaklıklarEnerji ve gübre maliyetlerinde ani yükselişNavlun fiyatlarındaki artışİthalat faturasının şişmesiStok yönetiminde güçlükler | ✓ Türkiye İçin Fırsatlar Alternatif tedarik koridorları geliştirmeYerli üretim kapasitesini artırmaBölgesel güvenli gıda üssü olarak konumlanmaKısa tedarik zincirlerine yatırımKüresel gıda ticaretinde stratejik avantaj |
2026 Körfez krizi, küresel gıda tedariği sisteminin yapısal zafiyetlerini açığa çıkarırken, ülkelerin gıda tedariği politikalarını ulusal güvenlik perspektifiyle yeniden ele alması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koymuştur.
Sektörel Analiz: Türkiye’de Değişen Hane Yapısı ve EDT’ye Etkileri
TÜİK Aile İstatistikleri 2025 Verileri — Sektörümüz İçin Ne Anlam İfade Ediyor?
TÜİK’in 12 Mayıs 2026’da yayımladığı İstatistiklerle Aile veri seti, Türkiye’nin demografik peyzajında köklü bir dönüşüm yaşandığını ortaya koymaktadır. Bu dönüşüm, ev dışı tüketim sektörünü hem talep kompozisyonu hem de hizmet anlayışı açısından doğrudan etkilemektedir.
Temel Demografik Göstergeler
| 3,08 Ort. Hane Büyüklüğü (2025) | 26,9M Toplam Hane Sayısı | %20,5 Tek Kişilik Hane Oranı | %58,1 Çocuksuz Hane Oranı |
Hane Tiplerindeki Yapısal Dönüşüm (2014–2025)
2008 yılında 4 kişi olan ortalama hane büyüklüğü 2025 itibarıyla 3,08’e gerilemiştir. Toplam hane sayısı ise 9 milyondan fazla artışla 26,9 milyona ulaşmıştır. Bu tablo; hanelerin daha küçük, bağımsız ve yalnızlaşmış birimlere dönüştüğünü göstermektedir.
| Hane Tipi | 2014 (%) | 2025 (%) | Değişim (puan) |
| Klasik Çekirdek Aile (Eş+Çocuk) | 45.7 | 37.5 | −8.2 |
| Tek Kişilik Haneler | 13.9 | 20.5 | +6.6 |
| Tek Ebeveyn ve Çocuk | 7.6 | 11.3 | +3.7 |
| Geniş Aile | 16.7 | 13.5 | −3.2 |
| İki Kişilik Haneler | — | 23.1 | Yükselişte |
| Paylaşımlı Haneler | 2.1 | 3.3 | +1.2 |
Metropollerde Hane Yapısı
- İstanbul: 3,09 kişi
- Bursa: 3,06 kişi
- Antalya: 2,90 kişi
- Ankara: 2,86 kişi
- İzmir: 2,75 kişi — En küçük hane büyüklüğüne sahip büyükşehir
Tek Kişilik Haneler: Büyüyen Bir Segment
Tek kişilik hanelerin oranı 2014’teki %13,9’dan 2025’te %20,5’e yükselmiştir. İki kişilik hanelerle birlikte değerlendirildiğinde, toplumun %43,6’sı tek ya da iki kişilik hane yapısında yaşamaktadır. Bu oran, bireysel porsiyonlama, pratik ambalaj ve hazır yemek kategorilerinde büyüyen bir talebin habercisidir.
Gıda Ekosistemi İçin Stratejik Çıkarımlar
- Tek ve iki kişilik hanelerin artışı, küçük ambalaj ve bireysel porsiyon ürünlere talebi güçlendiriyor
- Çocuksuz hane oranının %58,1’e ulaşması, aile odaklı ürün segmentasyonunu yeniden düşündürüyor
- Yalnız yaşayan 65+ yaş grubunun 1,8 milyona ulaşması, yaşlı dostu gıda hizmetleri fırsatı yaratıyor
- Gençlerin aile yanında kalma oranı (%70), hanehalkı satın alma dinamiklerini farklılaştırıyor
- Hard discount modelinin güçlenmesi bu demografik baskılarla doğrudan bağlantısını ortaya çıkarıyor.
Bilgi Köşesi: STT ve TETT Farkı
Son günlerde kamuoyunda sıkça tartışılan Son Tüketim Tarihi (STT) ve Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) kavramlarının doğru anlaşılması, hem gıda güvenliği hem de gıda israfının önlenmesi açısından kritik önem taşımaktadır.
| Son Tüketim Tarihi (STT) Et, balık ve süt ürünleri gibi kolayca bozulabilen gıdalarda kullanılırGıda GÜVENLİĞİNİ doğrudan ifade ederBu tarihi geçmiş ürünler kesinlikle tüketilmemelidirSatışa sunulması yasaktır | Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) Çay, kahve, makarna, bakliyat, tuz gibi kuru gıdalarda kullanılırKALİTE göstergesidir, güvenlik değilAmbalaj sağlamsa ve bozulma belirtisi yoksa tüketilebilirGıda israfını önlemede kritik rol oynar |
| Neden Önemli? Bu iki kavramın net bilinmemesi, tüketicilerin hâlâ tüketilebilir durumdaki gıdaları çöpe atmasına ve ciddi bir gıda israfına neden olmaktadır. Gıda israfının azaltılması sadece ekonomik değil; su, enerji ve tarımsal kaynakların korunması açısından da stratejik bir öneme sahiptir. Sektör olarak bu ayrımı tüketicilere doğru iletmek hem güveni artırır hem de sürdürülebilirlik hedeflerimize katkı sağlar. |
Üyelerimizden Haberler
| La Lorraine Bakery Group La Lorraine Bakery Group, Türkiye’deki 10. yılını Manisa fabrikasında düzenlenen törenle kutladı. Törende “Artizan Ekmek Üretim Hattı – Line 3″ün açılışı da duyuruldu. Yeni üretim hattının faaliyete geçmesiyle birlikte La Lorraine Türkiye, artizan fırıncılık teknolojilerini yerel damak tadıyla buluşturarak büyüme stratejisini sürdürmeyi hedefliyor. Hayırlı olsun! |
| Bahçıvan Gıda Bahçıvan Gıda, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın dünyanın en kapsamlı markalaşma programı olan TURQUALITY® Marka Programı’na kabul edildi. Bu uzun ve zorlu yolculuğun Bahçıvan Grubuna hayırlı olmasını temenni ederiz. |
| Barilla Group Barilla Group Gıda A.Ş. ile Tekgıda-İş Sendikası arasında toplu iş sözleşmesi Mayıs ayı ortasında imzalandı. Toplu iş sözleşmesinin tüm taraflar adına hayırlı olmasını temenni ederiz. |
| Eker Süt Ürünleri Üye şirketlerimizden Eker Süt Ürünleri tarafından, Tohum Otizm Vakfı danışmanlığında hayata geçirilen “Otizmli Bireyler İş Gücünde (OBİG)” modeli; otizmli bireylerin iş yaşamına katılımlarını kolaylaştırmak ve sürdürülebilir istihdamlarını desteklemek amacıyla geliştirilen yenilikçi bir destekli istihdam modeli şirketin Genel Müdür Yardımcısı Nevra Eker tarafından Trends & Friends platformunun LinkedIn, You Tube ve X kanalları hesabından 22 Mayıs’ta canlı yayında anlatıldı. Bu modelin diğer kişi ve kurumlar tarafından bilinmesi ve uygulanabilmesini dileriz. |
Türkiye’nin Bal Üretim Gücü
TÜİK 2025 verilerine göre Türkiye’de 96.646 arıcılık işletmesi ve 8.817.155 arılı kovan ile 97.253 ton bal üretimi gerçekleştirildi. Üyelerimizden Altıparmak Gıda (Balparmak) ve Binboğa Bal’ında rol oynadığı bu sektörde Türkiye, dünya ölçeğinde son derece güçlü bir konuma sahip.
| Türkiye Bal Sektöründe Küresel Lider • Koloni sayısı ve bal üretiminde dünyada ilk 3, AB’de 1. sıra • Dünya çam balı üretiminin yaklaşık %90’ı Türkiye’de gerçekleşiyor • Bu üretimin %70-80’i Muğla ilimizden sağlanıyor • Üyelerimiz Altıparmak Gıda (Balparmak) ve Binboğa Bal bu başarıda rol üstleniyor |
Foodist İstanbul 2026 Hatırlatması
| Dünyanın İlk 3 Gıda Fuarına Girme Hedefi 📅 Tarih: 1–4 Eylül 2026 📍 Mekân: Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İstanbul 👥 70.000+ profesyonel ziyaretçi · 150+ ülke katılımı 🎯 100+ ülkeden VIP alım heyetleri Katılım ve detaylı bilgi: https://forms.tuyap.online/Katilim/indexP3.php?FuId=3382 |